Gezi

Kutsal Topraklar – Hac 2025

Yıllar önce gezmeye başladığımızda Vatikan’a, Nepal’e, Çin’e gitmiş, çoktan Budist ve Hristiyan Hacı olmuştuk. Günlerden bir gün arkadaşım anne, babası için hac başvurusunda bulunduğunu söyleyince “Her dinde hacı oluyoruz, neden kendi dinimizde de hacı olmayalım?” dedim ve o gün hemen hac başvurusunda bulundum. O kadar eminim ki o yıl kesin çıkacak. Diyanete telefon açtım. “ Hac başvurusunda bulunduk. Çalışıyoruz.Uzun süre izin alamayız.Ne yapabiliriz?” dedim. Telefonu açan kıs kıs gülerek “Merak etmeyin hanımefendi bu sene çıkmaz.” dedi. Kesin çıkacak filan diye ısrar edince yardımcı oluruz gibi bir şeyler geveleyerek kapattı. O yıl büyük merakla bekledim! Çıkmadı. Ertesi yıl, yine yok. Takibi bıraktım. Yıllarca yılda bir kere hac çıkmadığı mesajı geldi.

2025 yılı için yapılan kurada da bize çıkmadı. Şaşırdık mı? Tabii ki hayır.

15 yıl sonra

Nisan ayının başında bir cuma günü saat 16:30 civarında Sinan’ın telefonu çaldı. Birisiyle konuştu. “Hııı… Tamam… 15 yıl bekledik… ne bu acele… bakkaldan ekmek mi alıyoruz.” gibi bir şeyler söyleyip kapattı. Arayan kişi Diyanetten olduğunu, yedeklerden hac çıktığını, hemen karar vermemiz gerektiğini, yoksa başkalarının yerimize gideceğini söyleyince Sinan da “Eşimle görüşüp kararımızı bildiririz.” demiş.

Önce inanmadık. Malum telefon dolandırıcılığı ayyuka çıkmışken “Acaba bu da yeni yöntem mi?”diye önce bir analiz etmeye çalıştık. Sonra bizi arayan numarayı aradık. Müftülüğün santrali çıktı. Biz kritik yaparken saat 17:00 olduğundan mesai bitmişti. Ne yapalım, ne edelim diye konuşarak al takke, ver külah hummalı bir hafta sonu geçirdik. Pazartesiyi zor ettik. Saat 09:00’da müftülükteydik. Arayan onlarmış! İnanamadık. Ne zaman gideceğimiz belli değil çünkü nerede boşluk varsa oraya yerleştireceklermiş bizi. İlk kafile 29 Nisan’da gidiyormuş. Eğer ilk kafileyle gideceksek önümüzde sadece 3 haftamız vardı!

Hac parası

Bu arada fiyatlarda uçmuş. 15 yıl önce 2 kişilik oda fiyatı kişi başı 3.000 dolar civarındayken o günkü kurlardan yaklaşık 5.000 TL bile yapmıyordu. Şimdi en ekonomik fiyatlı olan 4 kişilik odanın fiyatı kişi başı 6.522 dolar yaklaşık 225.000 TL olunca şok olmadık desem yalan olur! Mecburi istikamet 4 kişilik odaları tercih ettik.

Bu arada Suudi Arabistan vize için ücret almıyormuş! Anlaşılan ücretin tamamı Diyanet tarafından kullanılıyor. Müslüman bir ülkenin hacı adaylarına destek olması gerekirken bu fiyatlarda neyin nesi demeden edemiyorum.

Konuştuğumuz yetkiliye fiyatlarının çok fahiş olduğunu, bu paraya bir yıl Afrika’yı gezebileceğimizi, madem bize hac çıktıysa vizemizi vermelerini onun dışındaki her şeyi kendimizin organize edebileceğini söyledik. “Haklısınız ancak bu mümkün değil. Ya bu parayı öder bizimle gelirsiniz ya da hacca gidemezsiniz.” dedi. Yani işinize gelirse.

Bu kadar merakla beklemişiz,“Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın.” dedik demesine de ücret uçuk. Aldı mı bizi bir düşünce hemen kredi araştırmaları filan derken,kırdık sardık sonunda ücreti tamamlayıp eft ile gönderdik. Böylelikle hacca gidişimizi de başlattık.

Bazı aklı evvel arkadaşlar “Vay efendim krediyle hacca gidilmez!” filan diye söyleseler de bu fiyatlarla emekli ne yapacak? Artık orta direk filan kalmadı. Çalışan da çalışmayan da 2’ye ayrılıyor. Zenginler ve açlık sınırının altında yaşayan biz fakirler. Neyse derinlere dalmadan devam edeyim.“Kimin haccının kabul olup, kimin kabul olmadığını sadece Allah bilir.” deyip yolumuza devam ettik.

 Hacca hazırlık

Diyanet, hacı adaylarını hacca hazırlamak için ikişer günlük, 2 ayrı seminer verdi. Olurda kaçırdığım bir şey olursa diye her 2 seminere de katıldım. Farklı yetkililer, farklı konularda anlatım yaptılar. Ben de internetten araştırmalar yapıp orada şaşkın şaşkın dolaşmayayım dedim.

Bu arada Diyanet, hac kitlerimizi 11 Nisan’da almamız için mesaj attı. 11 Nisan acayip bir gündü. Ankara’da tipi, kar göz gözü görmüyordu. Yine de merakla gidip valiz, sırt çantası, açıklayıcı kitaplar, dua kitabı, seccade, tesbih, tamamen Arapça Kuran-ı Kerim’den oluşan kitimizi aldık.Doğrusu Kuran-ı Kerim’in Türkçe okunuşu ve mealinin de olmasını beklerdim. Çünkü okuduğunu anlamak, ona göre davranmak ve yaşamaken önemli ayrıntı ama vizyon misyon meselesi diyeyim!

Bu arada gidiş/dönüş tarihlerimiz de belli oldu 21 Mayıs Cidde’ye, 24 Haziran Medine’den dönüş! Aslında giden kafileler hep 45/50 gün üstü olmasına rağmen bizimki 35 günlüktü. Üstelik gidişimiz akşam, dönüşümüz sabah erken olunca 2 günde yola gitti, bize dımdızlak 33 gün kaldı. Yine Diyanet’le görüşüp “Neden herkes gittiği gün kadar ücret ödemiyor?” diye sorduk ama “Fiyatlar standart!” cevabını aldık.“O zaman bizde 45/50 günlük gruplarla gidelim.” dedik. Ona da “Olmaz, kafileler belirlendi.” cevabı geldi. Yine“Ya sabır!” çekip yolumuza devam ettik.

21 Mayıs 2025/Çarşamba

Beklenen gün geldi. Heyecanla hazırlandık. Ben acemi türbanlı olunca kafamı kapatmakta epeyce zorlandım. Ne yapsam oradan buradan saçlar çıkıyordu. Sonunda hazırlandık. İrem ve Safa bizi havaalanına bıraktılar.

2 kafile birlikte gidiyorduk. Her kafile yaklaşık 50 kişilik 3 grup, her grubun 1 hocası, bir kadın din görevlisi, birde bu 4 kişinin üstünde 1 uzman hoca vardı. Nereden baksanız 300 kişi birlikte Cidde’ye uçacaktık. Havaalanı ana baba günüydü. Herkes yakınlarını yolcu etmeye gelmişti. Bizimkiler gidişimize alışık oldukları için kapıdan bırakıp gittiler. Bir tek “Biz yalnızız.” diyecektik ki Nuray ve Halis gelmiş, bizi bekliyorlardı!

Havaalanında Suudi Arabistan’ın şahsımıza özel düzenlediği fotoğraflı kimliklerimizi dağıttılar. Gördüğüm kadarıyla sadece benim kartımda kafası açık fotoğraf vardı. Kendimi beyaz kuğuların arasındaki siyah kuğu gibi hissettim. Siyah kuğu olduğum hissi bütün hac boyunca yakamı bırakmadı.

Direk Cidde üzerinden Mekke’ye gideceğimiz için erkekler havaalanında ihrama girdiler. İhram 2 parça beyaz dikişsiz örtüden oluşuyor. Seminerde anlatmışlardı. Hocalar, havaalanında hacı adaylarına giyinmeleri konusunda yardımcı oldu. Sinan, evde ihrama girme dersi çalıştığı için zorlanmamış. “Çok rahat sarındım.” dedi.

Kadınların giysileri ihram sayılıyor o yüzden sıkıntı yok. Havaalanında 2 rekât ihram namazı kıldık. Hocalar uçakta birlikte Umre’ye niyet edeceğimizi söyledi. Böylece dış hatlar giden yolcu salonuna geçtik.Yaşlı hacı adayı çoktu. Önce onları aldılar. Tesadüf yanımıza tekerlekli sandalyede bir dede getirdiler. Getiren görevli uçağa götüremediğini söyleyip, havaalanı yetkililerine bıraktı. Onlarda götüremeyeceklerini söyleyince hemen atlayıp “Aynı uçağa bineceğiz, kabul ederseniz dedeyi biz yerine oturtabiliriz.” dedik. Hemen “Olur!” deyip bizi önden uçağa aldılar. Bahri dede, 85 yaşında cami hocasıymış. 15 yıldır hacı olmayı bekliyormuş. Eşi vefat etmiş, hacca yalnız başına gidiyormuş. Onunla sohbet ederek uçağa bindik, yerine oturttuk.

Uçakta hocalar dualarla bizlere Umre niyeti yaptırdılar. Sonunda Cidde’ye indik.

Suudi Arabistan özel kimlik verdiği için herhangi bir gümrükten geçmedik. Bizi doğruca Mekke’ye götürecek otobüslere yönlendirdiler. Otobüslerde kimlik kontrolü yapılıp Mekke’ye doğru yola koyulduk. Kaçak hacı girişini engellemek için adım başı kontrol noktası koymaları bizi perişan etti. Saatte 10 km. hızla anca ilerledik. Cidde/Mekke arası yaklaşık 90 km. olmasına rağmen 7 saatte ancak ulaştık.

Mekke’de ilk gün

Aziziye bölgesindeki otelimize sabaha karşı ulaştık. Büyük, ferah, güzel bir lobisi vardı. Önce odalarımıza yerleştik. Bizim gruptan Nazik Abla, üçüncü gruptan Selma, İstanbul kafilesinden Şükran ve ben. Hemen haberleşmek için bir whatsapp grubu kurduk. Gerçekten çok iyi arkadaş olduk. Birbirimizi koruduk, kolladık, hiç incitmedik.

Sinan da Nazik Abla’nın eşi Seyit Abi, Bursa ve Denizli kafilelerinden 2 kişiyle birlikte kaldı. Onlarda çok iyi anlaştılar. Biz çok şanslıydık. Bazı oda arkadaşları arasında büyük kavga, kıyamet yaşandı. Gerçekten şeytan iş başındaydı.

Kâbe’yi ilk görüş.

Odalarımıza yerleştikten sonra kahvaltı yapıp Kâbe’ye gitmek için otobüslere bindik. Diyanet resmen kendine otobüs şirketi kurmuş ya da ayarlamış bilemiyorum.Çünkü otobüsler sürekli anlaşmalı otellerin önündeki duraktan Gazze otobüs durağına gidip geliyordu. Başında da bir görevli.

Neyse cümbür cemaat otobüslere doluşup heyecanla Kâbe’ye doğru yola çıktık. Bir yandan acaba Kâbe’yi görünce etkilenecek miyim, kalbime dokunacak mı diye merak ediyordum.
Bir yandan da Kâbe’yi ilk görüşte yapılan duaların kabul olduğu hadisi şerifini bildiğimden dualarımı atlamamak için içimden isteklerimi, dileklerimi tekrarlıyordum. Ne ara geldik Mescid-i Haram’a anlamadım. Bir sürü kapısı vardı. Ama her yerden girilemiyordu. Askerler sürekli giriş/çıkış kapılarını değiştiriyordu. Erkekler beyaz ihramlarıyla, hep birlikte sürü şeklinde kapılara yönlendirildik. Aslında kulelerin gölgesinde kalmış Mescid-i Haram’ın görüntüsü bence içler acısıydı. Her şeye haram diyen Suudiler, bence yaptıkları alışveriş merkezi ve o korkunç kulelerle Allah’a … koşuyorlar. İçim sızladı, çok üzüldüm.

Sonunda kapıdan girebildik. Yürümeye devam veee sonunda Kâbe!

İlk hissettiğim Kâbe’nin mıknatıs gibi bir çekim gücü olduğu. Beni kendine çektiği. Ruhumun derinliklerinde bir yerlere dokunduğu. Gözlerim doldu, dilim tutuldu ama hocamızın uyarısıyla dualarımızı yaptık. Allah kabul etsin.

Umre

Artık Umre için tavaf yapmaya hazırdık. İlk olarak Hacer-ülEsved’in olduğu köşeye gelip “Bismillahi Allahuekber” diyerek ellerimizi kaldırıp selamladık. 7 kere Kâbe’nin etrafında dönerek tavafımızı yaparken, her Hacer-ül Esved’e geldiğimizde selam verdik. Mataf alanı (Kâbe’nin etrafındaki alan) hınca hınç doluydu. O curcunada hocalarımız hem bizleri yönlendirerek dua ediyor, hem de nasıl dua edeceğimizi öğretmeye çalışıyordu.

Tavaf bittikten sonra 2 rekât umre namazı kıldık. Ardından Say yapmak üzere Safa ve Merve tepelerinin olduğu tarafa geçtik. Burada da Safa tepesinden başlayarak 4 defa Merve tepesine, 3 kere de Merve tepesinden Safa tepesine gidilerek toplam 7 şavt (yani gidiş) yaptık.

Say bittikten sonra dua edip saçlarımızdan bir tutam kestik. Böylece Umre’yi bitirip, ihramdan çıktık.

Uzun bir yazı oldu. Artık dinlenme zamanı. Gelecek sayımızda kutsal topraklara devam.

Hayallerinize dokunmanız dileğiyle…

 

 

 

Paylaş :

Comment here