Haberler

Pandemi Z kuşağını ilk önce “yalnızlaştırdı” peki ya sonra..?

 

Dijital çağa doğan nesil olarak tanımlanan Z kuşağının, yaşamı pandemi ile beraber değişti. Bu dönemin kuşkusuz en büyük özelliği gençlerin ekran başında geçirdikleri sürenin uzaması oldu. Araştırmalar, ekran başında kendini daha yalnız hisseden Z kuşağının önemli bir bölümünün bu yalnızlık duygusu ile daha fazla uyuyarak baş etmeye çalıştığını ortaya koydu.

  1. yüzyılın ilk nesli olarak görülen Z kuşağı, teknoloji ile ‘iç içe büyüdü’ denebilir. Teknolojinin yaygınlaşması ve sosyal medyanın gelişimine tanık olan bu nesil bu sayede bilgiye daha kolay ulaşıyor. Bu durum, Z kuşağı bir kişiyi öğrenme süreçlerinde daha proaktif kılıyor. Televizyon, bilgisayar, akıllı telefonlar, tabletler derken hayatımızdaki ekranların artışı, Z kuşağındaki gençlerin ekran başında geçirdikleri süreyi de uzatıyor. Bu da sosyal becerilerinin insan insana iletişimden öte, ekranlar arası bir iletişime evrilmesine neden oluyor.
 Bilgi kirliliği ruhsal yorgunluk yaratıyor

İstanbul Bilgi Üniversitesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Maçkalı, Z kuşağı çocukları için bilgisayar oyunlarında yaratılan ortamın arkadaşlarıyla buluştukları bir mecraya dönüştüğünü söyledi. Bu kuşağın gençlerinin elektronik aletin ekranından dünyayla iletişimdeymiş gibi hissettiğini belirten Maçkalı, “Sosyal izolasyonu kendi hallerinde yaşıyorlar. Fakat pandemi sürecinde gerekli ve zorunlu sosyal izolasyonun bu gençlere nasıl bir etki yarattığı da düşünülmesi gereken bir sorun. Z kuşağı, ‘sosyal medya gençliği’ olarak görülse de bu dönemde sosyal medya kullanımının kaygı, depresyon ve intihar riskini arttırdığı da dikkat çekiyor (Prowse ve ark., 2021). Pandemiyle birlikte hayatımıza giren bir kavram olan ‘infodemi’nin fiziksel ve psikolojik sağlığa zararlı olduğu Dünya Sağlık Örgütü (2020) tarafından ortaya konuyor. Sosyal medyanın bilgi almak için de kullanıldığı bu dönemde maruz kalınan bilgilerin fazlalığı ruhsal bir yorgunluk yaratıyor” dedi.

Uzaktan eğitim motivasyonu düşürdü

Günümüzün genç yetişkinleri olan Z kuşağı, yetişkinliğe adım attıkları bir geçiş dönemini de deneyimlediklerinden hissettikleri stresin daha fazla olduğu düşünülüyor. Pandemiyle hayatın birçok alanında değişimler yaşanıyor. Üniversite hayatlarına çevrimiçi olarak başlayan veya devam etmek durumunda kalan üniversite öğrencilerinin bu sürece uyum sağlamakta zorlandıkları görülüyor. Kanada’da 366 üniversite öğrencisiyle yapılan bir araştırmadan (Prowse ve ark., 2021) bahseden Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Maçkalı, katılımcıların çevrimiçi eğitime geçişte zorlandıklarını ve daha fazla stres yaşadıklarını ifade etti. Maçkalı, “Uzakta olmak izolasyon hissini daha da arttırıyor ve yalnızlaşma hissinden daha fazla muzdarip olunuyor. Bu süreçte olumsuz duygu hali daha sık hissediliyor. Dikkati sürdürme ve konsantrasyonda zorluk yaşanıyor. Motivasyon düşüyor” diye konuştu.

İş kaybı kaygısı gençleri strese sokuyor

Epidemiyolojik araştırmalar (ör. de Quervain ve ark., 2020) COVID-19 sürecindeki karantina uygulamalarının psikolojik sağlığın bozulmasına ve ruhsal sıkıntıların artmasına yol açtığını işaret ediyor. İtalya’da yapılan bir araştırmada (Serafini ve ark., 2020) pandemiyle birlikte genel olarak toplumda stresin arttığı ve ruhsal sağlığın olumsuz etkilendiği görülüyor. Türkiye’de yapılan bir araştırmada da (Keskin ve Durak, 2021) bu durumun gençlerdeki etkisinin daha fazla olduğu görülüyor. Üniversitenin eğitimin yanı sıra bir sosyalleşme alanı olması dolayısıyla, pandeminin iki alanda da bir kayıp yaşanmasına neden olduğu belirtiliyor. Ayrıca kimi gençlerin işlerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalmış olmaları veya bir kısmının kaybetmiş olması da gençlerin deneyimledikleri stresin daha fazla olduğunu açıklıyor.

Araştırmalar, gençlerin uyku düzenlerinde değişime dikkat çekti

Ebeveynlerinden bağımsızlaştıkları, eğitim ve kariyer anlamında artık kendileri için adımlar attıkları bu dönemde pandeminin etkisiyle pek çok üniversite öğrencisi ebeveynleriyle yaşamaya geri dönmek durumunda kaldı. İçindeki oldukları gelişim döneminin de etkisiyle sosyal olarak temasta olmak ve sosyal kimlik edinmenin de önemli olduğu düşünüldüğünde, karantina ve sosyal mesafeye dair düzenlemelerle birlikte yalnızlık hislerinin de arttığı görüldü (Matthews, 2019; Lee, Cadigan ve Rhew, 2020; Power, Hughes, Cotter ve Cannon, 2020). Pek çok araştırmada (ör. Jiao ve ark., 2020; Prowse ve ark., 2020; Gualano ve ark., 2020) dikkati çeken bir bulgu ise, gençlerin pandemi sürecinde uyku düzenlerinde değişim oldu. Kimisi daha fazla uyuduğunu, kimisi ise uyku kalitesinde azalma olduğunu belirtti. Gençlerin artan uyku ihtiyacı, zorunlu olarak artan sosyal mesafeyle daha da belirginleşen yalnızlıkla pek de işlevsel olmayan bir baş etme yolu şeklinde değerlendirilebilir. Tabi, bu durum gençlerin akademik performanlarının da düşmesine neden olmaktadır.

 İstanbul Bilgi Üniversitesi Hakkında:

İstanbul Bilgi Üniversitesi, 1996 yılında Türkiye’de üniversite yaşamına yeni bir soluk getirmek amacıyla “Okul için değil yaşam için öğrenmeliyiz” ilkesiyle yola çıkarak kurulmuştur. 1.000 kişiyi aşkın bir öğretim kadrosuna sahip olan üniversitenin 20.000’i aşkın öğrencisi ve 50.000’i aşkın mezunu vardır. İstanbul Bilgi Üniversitesi, Sosyal ve Beşeri Bilimler, Hukuk, İşletme, İletişim, Sağlık Bilimleri, Mimarlık ile Mühendislik ve Doğa Bilimleri fakültelerinin yanı sıra yüksekokulları, meslek yüksekokulları ve enstitüleri çatısı altında 150’yi aşkın ön lisans, lisans ve doktora programı sunmaktadır. Kurulduğu günden bu yana öğrencilerine uluslararası gelişim fırsatları sunan İstanbul Bilgi Üniversitesi, Yükseköğretim Derecelendirme Kuruluşu QS’in 2021 yılı “Gelişmekte olan Avrupa Ülkeleri ve Orta Asya Üniversiteleri Sıralaması”nda en iyi 170 üniversite arasında yer almaktadır. İstanbul’un merkezinde, santralistanbul, Dolapdere ve Kuştepe olmak üzere üç kampüsü bulunmaktadır. İstanbul Bilgi Üniversitesi hakkında ayrıntılı bilgiye www.bilgi.edu.tr adresinden ulaşılabilir.

Loading

Paylaş :

Comment here