SAVAŞ, BARIŞ, YEMEK
Savaşların ortasında, hatta kendi içinde birçok psikolojik savaş halinde olan bir toplum olduk maalesef.
Barış gitgide uzaklaşıyor insanların, toplumların belleğinden. Tarih boyunca insanlık, bir yanda kanla yazılmış savaşlar, diğer yanda umutla inşa edilen barış süreçleriyle şekillendi. Ancak tüm bu dramatik sahnelerin ortasında, çoğu zaman sessiz bir tanık ve dönüştürücü bir güç olarak yemek vardı. Yemek, sadece bedenleri değil, toplumları, kültürleri, kimlikleri ve hatta politik dengeleri besledi.
Savaş zamanlarında sofralar daralır. Yiyecek kıtlığı, kuyruklar, karneyle dağıtılan ekmekler. Savaş, en temel insan ihtiyacı olan beslenmeyi bile bir lüks haline getirir. Aynı zamanda, savaşın stratejik bir aracı olarak gıda kullanılır. Kuşatmalarda halkın aç bırakılması, düşmanın lojistiğini kesmek için tarlaların yakılması veya içme sularının zehirlenmesi gibi yöntemler, savaşın gölgesinin sadece cephede değil, mutfakta da hissedildiğini gösterir.
Barış ise sofraları genişletir. İnsanlar bir araya gelir, birlikte pişirir, paylaşır. Yemek, farklı kültürler arasında birleştirici bir dil olur. Diplomasi sofralarında sunulan yemekler, bazen kelimelerin kuramadığı köprüleri kurar. Osmanlı’dan günümüze uzanan diplomatik ziyafetler, yemeklerin birer barış elçisi gibi kullanıldığının örneklerindendir.
Göçlerle birlikte taşınan tarifler, evliliğe vesile olan ortak sofralar ya da bir çatışmadan sonra uzlaşma için düzenlenen toplu yemekler. Hepsi, yemeğin barışı pekiştirici gücüne işaret eder. Bir tabak yemek, bir halkı tanımak için çoğu zaman yeterlidir.
Yemek, sadece mideye değil, belleğe de hitap eder. Her çatışmadan, her uzlaşmadan geriye kalan şeylerden biri de tattığımız yemeklerdir. Bu nedenle yemek, savaşın acılarını hatırlatan ve barışın kıymetini vurgulayan canlı bir hafızadır.
Bugün dünyanın birçok yerinde barışın tesisi için yürütülen kültürel projelerde gıda diplomasisi önemli bir yer tutmaktadır. Filistinli ve İsrailli kadınların birlikte yemek yapmaları, Balkan ülkelerinin ortak mutfak kültürlerini tanıtmaları gibi örnekler, yemeğin sınırları aşabilen bir güç olduğunu gösterir.
Savaş ve barış arasında gidip gelen insanlık tarihinde yemek, hem bir tanık hem de bir aktör olmuştur. Kimi zaman açlıkla sınayan bir savaş aracına, kimi zaman da kardeşliği pekiştiren bir barış sembolüne dönüşmüştür. Belki de bu yüzden, sofralarımızda sadece yemek değil; tarih, acı, umut ve barış da vardır.
Yemek, savaşta bir silaha; barışta bir köprüye dönüşür.
Bu yönüyle yemek, insani olanı; duyguyu, paylaşımı ve geçmişi taşır. Savaş sofraları açlıktan; barış sofraları bolluktan söz eder. Ancak ikisi de aynı tabağın etrafında döner: insanlık.
Bu nedenle belki de en derin siyasal soru şudur: Birlikte yemek yiyebiliyor muyuz? Eğer cevabımız evetse, hâlâ barış için umut vardır.
Sağlıkla, sevgiyle, barış içinde kalmanız dileğimle,
- ÇÖZBİM-PATRON UYGULAMASI İLE FİRMANIZDAKİ TÜM İŞLERİN ÖZETİ CEBİNİZDE… - Ağustos 27, 2025
- Savaş, Barış, Yemek - Haziran 29, 2025
- ÇÖZBİM YEMEKÇİ MRP/ERP ile taşıma yemeklerde demirbaş kayıplarına son - Nisan 16, 2025




Comment here