Yazarlar

Yeni Hikâye-II

Son yazımızda ; “Yeni Hikâyeye ihtiyacımız var” demiş ve yer kalmadığı için bir sonraki yazıda devam edeceğimizi söylemiştik.

Konumuza devam etmeden önce 18 yıldır yayın hayatına devam eden ve elinizdeki dergiyle 100. sayıya ulaşıp, “dalya” diyen Catering Guide Dergisi ve Sayın Dursun Arık’ı tebrik ediyorum. Medyaya 30 yılın üzerinde hizmet etmiş, zorluklarını bilen biri olarak ve son on yılda çok köklü medya devlerinin dağıldığı bir dönemde; 18 yıl ayakta kalıp, sektörel yayıncılık yapmak çok önemli bir başarıdır. 13 yıldır bu organizasyonun içinde bulunmaktan dolayı gurur duyuyor ve Catering Guide ’ın uzun yıllar sektöre hizmet etmesini diliyorum.

Yeni Hikâye konusuna tekrar dönersek; geçen sayıda ülkemizin bir fotoğrafını çekmeye ve içinde bulunduğumuz durumu özetlemeye çalışmış, iktidarın kontrolündeki meclisten ve idareden toplumu ilgilendiren birçok konuda kanun, kararname, yönetmelik çıkmasına rağmen, sokaktaki günlük hayatımız, adalet, eğitim, sağlık gibi başlıklarda istenen ve beklenenin oldukça uzağında, ekonominin de döviz, faiz, borç kısır döngüsü sarmalında olduğundan bahsetmiştik.

Tabii ki dünyada yaşanan ekonomik gelişmeler, bölgemizdeki savaş ve istikrarsızlıklar, dış politika birçok olumsuzluğu beraberinde getirmekle birlikte, en azından eğitim, sağlık, adalet, imar ve diğer sosyal hayatımıza dair iç hizmetler toplumun beklentilerini karşılar nitelikte olması gerekirdi.

İşim dolayısıyla katıldığım toplantılar ya da medyadaki tartışmalarda, bu eleştirileri iktidara ya da idareye yaptığınızda, hemen rakamlar verilerek, yapılanlar anlatılmaya başlanıyor. Keşke her şey rakamlarda anlatıldığı gibi olsa… Basitçe örneklemeye çalışalım. Evim ile işim sadece 16 km. mesafede. Bu mesafeyi 10 yıl önce 15 dakikada gidebiliyordum. Son on yılda bu 16 km.’ lik mesafeye o kadar çok bina yapıldı ki, bazı günler aynı mesafeyi kat etmem 1 saati geçiyor.

Bir müşterimiz, süresinin bitimine 2 yıl olan sözleşmeyi, tek taraflı olarak feshetti. Mahkemenin aynı nitelikte bir işi kaç yıl içinde bulacağımız ve ödenecek tazminatın miktarını hesaplaması 11 yıl sürdü. Geç tecelli etmiş (gelen) adalet, adalet değildir. Olmadı da…

Sokak ortasında döner kesenden tutun, mevzuata aykırı motorla her tarafa yemek taşıyan, kaldırım-ters yol demeyip trafiği allak-bulak eden her milletten kuryelere göz yumuluyor. Gıda işletmelerine giden Tarım Bakanlığı denetçileri, denetimlerinin büyük kısmını istihdamı zorunlu personelin kaç para aldığını SGK ’ya bildirmek için tutanağı hazırlamakla geçiriyor. Emniyet de araçların K2 belgeleri ve sürücülerin SRC belgelerini sorguluyor.Tabi yapsınlar, ama herkese…

Hepimiz anayasaya göre Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı olmamıza, ayrıcalıklı durumlar kanunlarla düzenlenmiş olmasına rağmen, idarenin kendisine ve yandaşlarına (re’sen ihdas ettiği) kendiliğinden icat ettiği kurallarla çakarlı araçlar, özel protokoller, olağanüstü koruma-güvenlik duvarları…

Özellikle büyük şehirlerdeki kaldırımlar, yol kenarlarını rant aracı haline dönüştüren sözüm ona esnaf, milleti haraca kesen değnekçiler ve bunlara göz yumarak ranta ortak olan kamu görevlileri…

Bir türlü birbiriyle entegre olamayan bürokrasi çarkları, suratı gülmeyen ve çoğunlukla bir işi yapmak yerine nasıl yapamayacağını anlatan, itiraz halinde de bulunduğu makamın avantajı ile vatandaşa, işletmecilere kaşları kalkan, ses tonları azara dönen memurlar, amirler…

Vatandaşın sığınağı olması gereken (yeni adıyla Polis Merkezleri) karakollar; kafasını kabuğunun içine çekmiş kaplumbağalar gibi… Suçluya korku, topluma güven sağlayacak bu kurumlar, kendi güvenlik kaygılarına o kadar düşmüşler ki, kaldırımlara beton bloklar tel örgüler çekip, kapıda bekleyen memurları da zırhlı kulübelere koyuyorlar. Hani derler ya, “kendisi himmete muhtaç dede, kime himmet eyleye”… Geçenlerde bir tebligat için gittim. Memur kızımız, imzayı attırdı ama kimlik sormadı bile…

Diğer şehirleri bilmiyorum ama İstanbul’daki devlet veya şehir hastanelerinin acil servislerine gittiğinizde, önünüzde yüzlerce kişi sırada…Birkaç hekim, saatlerce beklemeler, gerilen sinirler, çıkan kavgalar… Eskiden sağlık personeline şiddet, çok istisnai bir durumdu. Bu şartlar altında, (vaka-i adiyeden) sık rastlanan ve kanıksanan olaylardan…

Ülkemizde ve dünyadaki istihdamda (personel çalıştırmada) en çok ihtiyaç duyulan profil; teorik bilgileri tam, mesleki becerileri gelişmiş ve iş hayatının temel prensiplerini öğrenmiş meslek lisesi mezunu ara elemandır. Meslek liselerindeki eğitim zaten sektörlerin beklentilerinin çok uzağında…Üretime ve ülkenin gelişmesine katkı verecek çağdaki gençler uyduruk, apartman üniversitelerin kafeteryalarında vakit geçirip, mezun olduktan sonra da iş beğenmezlerken, diğer tarafta da çocuğunuzu semtinizdeki okula yazdırmaya kalktığınızda, birinci alternatif olarak İmam-Hatip okulları karşınıza çıkıyor. Bu eğitim sistemi, ülkenin çalışma hayatının ihtiyaç ve beklentilerini karşılamaktan hayli uzak…

Tüm bu içeriklerin lokomotifi devlet aygıtı ve onun emrindeki idare ve bürokrasidir. Kurulan mekanizmanın işletme körlüğüne düştüğü ve likayatli kişilerle uyum içinde çalışamadığı, artık ortadadır. Geçen seferki yazımızda “Yeni Hikâye” derken, yukarıda anlatmaya çalıştığımız olumsuzluklardan sıyrılmak ve gelişmiş toplumlar düzeyine erişmek için zihniyet değişikliğine ihtiyaç bulunduğunu anlatmaya çalışmıştık.

İktidarı eleştirirken, diğer taraftan muhalefete de göz atmamız gerekiyor. Siyasi partiler, toplumun ihtiyaç ve beklentilerini öğrenip, buna göre politikalar üretmesi ve demokrasilerin şenlik alanı olması gereken kurumlardır. Siyasi partilerin organizasyonlarını gözlemlediğimizde, İktidar-muhalefet ayırmaksızın hepsinin aynı sarmalın içine düştüğünü, siyasettekilerin büyük çoğunluğunun halk için siyaset yapmak yerine, daha fazla çevre kazanmak, daha fazla taraftar toplamak, daha fazla makam mevki sağlamanın peşinde olduğunu görüyoruz.

Yeni Hikâye; meydanları hınca-hınç doldurup ön tarafta kelle siyaseti, arkada çakarlı arabalar, korumalar, takım elbiseliler, sürekli ceketin üst düğmesini iliklemeler, makam-mevki kapmak için onun bunun peşinde koşmalar, gücün önünde eğilmek değildir. Yeni Hikâye; bireyin güçlendirilmesi, bilgi ve emeğe saygıyla yaklaşılması, toplumun kurallarını çiğneyenlerin de çizgiye sokulmasıdır.

 

 

679 total views, 11 views today

Engin Güner

Engin Güner

Toplu yemek ve Catering alanında faaliyet gösteren TAMA Mutfak’ın sahibi.40 yıldır sektörün içinde bulunan Engin Güner İYSAD (İstanbul Yemek Sanayicileri Derneği) Başkanlığını yapmıştır.
Engin Güner

Son Yazıları | Engin Güner (Tümünü Gör)

Paylaş :

Comment here