Ziraat Yüksek Mühendisi
Bilimsel Tavukçuluk Derneği
(WPSA Türkiye Şubesi)
Yönetim Kurulu Üyesi
Antibiyotikler, hepimizin bildiği gibi mikrobik (bakteriyel) hastalıklarla mücadelede en etkin silahımızdır. Hayvan hastalıkları açısından da durum aynıdır. Penisilin ile başlayan antibiyotik kullanımı çok çarpıcı bir olay sonrasında tüm dünyanın dikkatini üzerine toplamıştır. İkinci dünya savaşı sırası 28 Kasım 1942 tarihinde Amerika’nın Boston eyaleti Massachussets şehrindeki Cocoanut Grove adlı gece kulübünde çıkan bir yangında 492 kişi hayatını kaybeder. Bu felakette çok fazla sayıda ağır yanık vakası ile karşı karşıya kalan doktorlar, mevcut tedavi koşullarında enfeksiyon nedeniyle bu yaralıların yarıdan fazlasının kaybedileceğini bilmektedirler. Penisilin ilk defa İngiltere’de 1941 yılında hasta bir polis memurunun tedavisinde kullanılmış olmasına rağmen henüz yeterince tanınmamaktadır.
Olay sırasında da Amerika’da Penisilin sınırlı miktarda bulunmaktadır. İşte böyle bir durumda enfeksiyon nedeniyle olacak kayıpların en aza indirilebilmesi için yaralıların tedavisinde Penisilin kullanılmasına karar verilir ve olağanüstü gayretle kısa sürede yeteri kadar Penisilin temin edilir. Bu harika ilacın kullanılması sayesinde yüzlerce yaralının hayatı kurtarılmıştır. Yaşanan bu olay sonrasında Penisilinin etkinliği önce tıp aleminde ve arkasından tüm dünyada duyulmuştur.
İlk antibiyotik olma özelliğine sahip Penisilin sahneye işte böyle çıkmıştır. Amerikan halkı ana caddelerdeki reklam panolarında uzun zaman İngiltere ve Penisilin’e teşekkür mesajları yayınlamıştır.
Mucize antibiyotiğin kullanımının tüm dünyaya yayılmasından bir süre sonra bakterilerin Penisiline karşı direnç oluşturmaya başladığı tespit edilir.İlim adamları, Penisilinden uzun zaman yararlanılabilmesi için ilacın tavsiye edilen miktar ve dozda kullanılmasının önemini belirten, tavsiye edilenden düşük dozlarda kullanılmaması veya tedavinin yarıda kesilmemesi konusunda yaptıkları yayınlarla kamuoyunu yönlendirmeye çalıştılar. Bu defa reklam panolarında Penisilin’in noksan dozda kullanılmaması, aksi takdirde tedavi gücünün azalacağı uyarıları yer almıştır.
Antibiyotikler, dünya genelinde yaklaşık 84 yıldır mikroorganizmalara karşı insan ve hayvan tedavilerinde yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Yine 84 yıldır antibiyotiklere karşı mikroorganizmaların direnç geliştiriyor olmasını engellemek mümkün olamamaktadır. Bu çapta geniş uygulama alanı bulunan ilacın üretim ve kullanımının disiplin altına alınması pratik olarak başarılamamıştır.
Bilindiği üzere hayvan yetiştirmede tedavi amaçlı kullanılan antibiyotiklerin o hayvanın etinde, sütünde, yumurtasında kalıntı bırakabilmektedir. Antibiyotik kalıntısının vücuttan atılmasına yetecek süre (genelde 7-4 gün) beklenmeden o hayvanın hiçbir ürünü pazara arz edilmemelidir. Aksine bu süre beklenmeden pazara arz edilen ürünleri tüketenler, istemeden ve bilmeden düşük dozlu antibiyotik almış olacaklardır. Böylece bakteriler bu düşük dozlara karşı kolaylıkla direnç kazanabileceklerdir. Bunun dışında, çeşitli olay ve temaslar neticesinde de mikroorganizmalar antibiyotiklerin düşük dozlarıyla karşılaşıp direnç geliştirme şansına sahip olabilecekleri de gözden uzak tutulmamalıdır.
Antibiyotiklere direnç oluşması hangi durumlarda ortaya çıkmaktadır. Önce bu sorunun cevabını ele alalım.
Mikroorganizmaların antibiyotik direnci geliştirmelerini hızlandıran sebepler:
- Gereksiz ve aşırı antibiyotik kullanımı
- Yetersiz dozda veya sürede antibiyotik kullanımı
- Tarım ve hayvancılıkta antibiyotiklerin kontrolsüz kullanımı
- Reçetesiz antibiyotik temini ve kullanımı
- Sağlık hizmetlerinde yetersiz enfeksiyon kontrol önlemleri
- Çevresel antibiyotik kirliliği
- Yanlış antibiyotik seçimi
- Uluslararası seyahat ve göçler
- Mikroorganizmalar arası gen transferi
- Yetersiz laboratuvar tanısı ve duyarlılık testleri yapılmaması
Bu 10 maddelik direnç kazanma sebeplerine bakıldığında bu olayın engellenebilmesinin imkânsız olduğunu itiraf etmek gerekir. Mikroorganizmaların direnç kazanmasını geciktirmek için çaba harcanmalı buna kimsenin itirazı olacağını sanmıyorum. Antibiyotik kalıntısı sorununun tüm hayvancılık ürünlerinde olabileceğini, sadece tavuk ürünlerine mahsus olmadığını da görmemiz gerektiğini hatırlatmak isterim.
Tavukçulukta Antibiyotik Kullanımı;
Avrupa Birliği ülkeleriyle beraber Türkiye’de de 2006 yılında kanatlı yemlerinde kullanılan tüm büyütme amaçlı antibiyotikler yasaklanmıştır. Artık birçok ülkede doktor reçetesi olmadan antibiyotik satışı yasaklanırken dar spektrumlu ve düşük etken madde içeriğine sahip antibiyotiklerin kullanılması için kurallar konuyor. Türkiye’de de “Ulusal Kalıntı İzleme” programları uygulanmaya başlandı. Her geçen yıl kendini daha geliştiren, her zaman bilimsel çalışmalara önem vererek çalışan tavukçuluk sektörü, antibiyotik kullanımı konusunda da kurallara uyma hususunda çalışmalar yapmaktadır.
2016 başında kanatlı üretiminden sorumlu sivil toplum kuruluşu Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçıları Birliği Derneği (BESD-BİR), Tarım ve Orman Bakanlığı yetkilileri ile bir araya gelerek tedavi amaçlı kullanılan anti mikrobiyallerin azaltılması amacı ile bazı kararlar almış, Bakanlık ve BESD-BİR(üye firmalarla) tedavi amaçlı kullanılan antibiyotiklerin takip edilmesi için “Veteriner Tıbbi Ürün Komisyonu”oluşturmuşlardır.
“Veteriner Tıbbi Ürün Komisyonu”nda BESD-BİR üyesi olarak görev alan Veteriner Hekim Erdal Elmas,5.Uluslararası Beyaz Et Kongresinde konuyla ilgili olarak sunduğu raporda “Hayvan refahı gereği her canlının olduğu gibi piliçlerin de tedavi hakkı bulunmaktadır. Türkiye’de hayvanlarda tedavi amaçlı kullanılan antibiyotik miktarı Avrupa Birliği’ndeki gelişmiş ülkelerden daha düşük düzeydedir” açıklamasında bulunmuştur. Türkiye’de alınan kararlardan en önemlisinin e-reçete sistemine geçilmesi olduğunun altını çizen Elmas, “Türkiye’de kanatlı hayvan sağlığında kullanılan tedavi amaçlı antibiyotik kullanım miktarı 2016 yılında 107,73 mg/kg iken2018’de 71,54 mg/kg’a gerilediğinin tespit edildiğini,bu miktarın 2019’da ise 50 mg/kg’ye düşürülmesinin hedeflendiğini” ifade etmiştir.
Ne yazıktır ki söz konusu Komisyon 2019 yılında dağılmıştır. Tarım ve Orman Bakanlığı “Ulusal Kalıntı İzleme” faaliyeti kapsamında antibiyotik kullanımı konusunda gerekli tespitlere devam ettiği bilinmektedir. Ancak, sonuçlarının kamuoyuna açıklanmadığı anlaşılmaktadır. Bakanlığın tavuk ürünlerindeki antibiyotik kalıntısının 2016 yılında 107,73 mg/kg iken yapılan çalışmalar sonucunda 2018 yılında 71,54 mg/kg’a gerilediğini Türkiye’de hayvanlarda tedavi amaçlı kullanılan antibiyotik miktarı Avrupa Birliği’ndeki gelişmiş ülkelerden daha düşük düzeyde olduğunu acıkması tüketicide yaratılmaya çalışılan endişenin biraz rahatlamasına yardımcı olabilirdi diye düşünüyorum.
Sonuç olarak, mikroorganizmaların antibiyotiklere karşı direnç kazanması doğal bir süreç olarak kabul edilmelidir. Esas amaç, direnç geliştirme olayının elden geldiğince geciktirilmesidir. Penisilinden başlayarak günümüze kadar geçen süreçte direnç kazanılmış antibiyotiklerin yerine geçecek yenileri bulunup onlarla tedaviye devam edilmiştir. Ancak, mikroorganizmaların direnç kazanması nedeniyle devre dışı bırakılmak zorunda kalınan antibiyotiklerin yerine yenilerinin bulunarak devreye sokulması her seferinde biraz daha zorlaşmakta, daha uzun, daha masraflı ve zahmetli çalışmalar yapılması gerektiğini de unutmamalıyız.
Yumurta ihracatı da gözaltına alındı
10 Temmuz 2025 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan tebliğe göre tavuk yumurtaları “ihracı kayda bağlı mallar listesi” ne eklendi. Yani, bundan böyle yumurta ihracatı yapmak isteyenlerin Ticaret Bakanlığı’ndan önceden kayıt ve izin almaları gerekiyor. İzin alınması, her sevkiyatta diğer izinler gibi kayıt zorunluluğuna tabi. Damızlık ve kuluçkalık yumurtalar da sofralık yumurtalarla aynı prosedüre tabi olacak.
Bakanlık yetkilileri, bu düzenlemeyle iç pazarda arz-talep dengesinin korunması, spekülatif fiyat artışlarının önlenmesi, ayrıca gıda arz güvenliğinin desteklenmesinin amaçlandığını, ayrıca üretici refahı ve fiyat istikrarının da bu amaç kapsamında mütalaa edildiğini ifade etmişler.
YC
- 2025 YILININ İLK ALTI AYINDA TAVUK ETİ VE YUMURTA ÜRETİMİ - Ağustos 27, 2025
- Tavukçulukda Antibiyotik kullanımı - Temmuz 30, 2025
- Tüik Enflasyonu Nasıl Hesaplıyor - Mayıs 22, 2025




Comment here