Yazarlar

Tuz Koktu…

Tuz Koktu, bu beyaz kristalleri de kaybettiğimizde hayatın tadı kalmayacağı gibi yaşamımızı da tehlikeye sokacağız

Atalarımız “Tuz koktu” deyimini, denetim mekanizmasının yozlaşmasını ifade etmek, olumsuzluklar karşısında çaresizliği anlatmak ve bir olaydaki olumsuzluğu gidermesi gereken unsurun da o olumsuzluğa karıştığını belirtirmiş.Tuz’un fiziksel olarak kokabileceğini düşünmemişler. Daha çok metaforik anlamda kullanmışlar ama günümüzde gerçek kokma, bozulma anlamında maalesef tuzumuzda kokmaya başladı.

Hayatımızın en önemli minerallerinden olan TUZ insanoğlunun sorumsuz ve bilinçsizce davranışları sonucunda pis kokmaya başladı. Aslına bakarsanız normalde tuz kokmaz, işleme esasında doğal özellikleri bozulabildiği gibi içerisine eklenen iyot (kaya tuzlarında) ve topaklanmayı, sertleşmeyi önlemek açısından Potasyum Ferrosiyanür kullanıyor,(E 535 Sodyum ferrosiyanür, E 536 Potasyum ferrosiyanür, E 538 Kalsiyum ferrosiyanür de) kullanılan katkıların bozulması ve çevre kirlilikleri sonucunda muhteviyatını kaybetmesi sonucunda kokmaya başlar. Ayrıca bu siyanür türevleri, maalesef dozajında kullanılmadığında kansere yol açtığı biliniyor. Guatra iyi gelen tuz istenilirse içine ekstradan %0,005 potasyum iyodür eklenerek satılır.

Neredeyse tüm deniz ürünlerinde olduğu gibi doğal deniz tuzunda da iyot bulunur. Sanılanın aksine, toplumda “Doğal Himalaya Tuzu” olarak bilinen tuzlarda iyot bulunmamaktadır (Ancak sonradan ilave edilebilmektedir).

Yanlış çevre politikaları ve özellikle atıkların denizleri, gölleri, karaları kirletmesi sonucunda artık Tuz’umuzda pis kokuyor. Oysaki bu Altın değerindeki beyaz kristaller insanlığın yaşam sürecine eşlik etmiş kutsal bir maddedir. Tuz olmazsa hayatımızın tadı, tuzu kaçar.

Doğadan üretildiği şekliyle rengi gri, sarı, kırmızı hatta mavi ve yeşil olabilir. Tuz saf halde iken renksizdir. Ekonomik değer taşıyan tuz kaynakları katı ve sıvı olarak ikiye ayrılmaktadır. Tuz sıvı halde denizlerde, tuzlu su kaynaklarında ve katı halde kaya tuzu şeklinde bulunmaktadır.

Daha doğar doğmaz anne sütünden sonra karşılaştığımız doğum sonrası veya 40. Günümüzde ebeveynlerimiz tarafından kokmayalım veya ten rengimiz beyaz olsun, mikroplardan korunalım diye,sağlıklı ve bereket getirsin inancı ile tuz ile ovalanarak yıkanıyoruz. (Bu arada işin uzmanları bilimsel dayanağının olmadığı bu uygulamanın bebekler için ölümcül tehlikesi olduğunun altını çiziyor).

Bebeğin sağlığını ve hayatını tehdit eden bu uygulamaların hiçbirinin bilimsel dayanağının olmadığının altını çizen Yrd. Doç Dr. Bilge Bayraktar şöyle diyor:“Annelerin ve anne adaylarının bebek bakımında doktor tavsiyesine uymaları, bebeklerinin sağlığı için en doğru yoldur. Annelerin bebeklerini büyütürken kulaktan duyulan, bilimsel geçerliliği olmayan bilgilere itibar etmemeleri, bebeklerinin sağlığı için elzemdir.”

İnsanoğlu ve tüm canlıların en eski ve önemli bir gıda maddesi olduğu gibi ticari bakımdan da önemli bir kimyasal maddedir.  Besin maddesi olması dışında tuz; dericilikte, hayvan besiciliğinde, su yumuşatma sistemlerinde ve kimya sanayisinde yaygın olarak kullanılır. Tuz tarihte Beyaz Altın olarak adlandırılmıştır. Tuz olmasaydı insanlık tarihi değişebilirdi, insanoğlu doğada bulunan tuzun da gıdaların bozulma süresini uzattığını fark ettiler ve tuzu et, balık, peynir, ekmek gibi temel gıdaları korumada kullanmaya başladılar.

Ancak fazlası tuz zehirlenmesine (Damar sertliği,siper tansiyon vb), azı ise hastalıklara sebep olmaktadır. Birçok gıda ürününde binlerce yılın damak alışkanlığı olarak hala fazla tuz kullanıldığını görüyoruz. Tuzun içerdiği sodyum ve klor yaşam için önemli elementlerdir. Bunlar vücut elektrolit dengesini stabilize ederek kan basıncını ayarlarlar. Bilimsel çalışmalar diyetle alınan tuz miktarının günde beş gramı geçmemesini önerirken araştırmalar ülkemizdeki tuz tüketiminin bunun üç misli olduğunu göstermektedir. İçerdiği faydalı mineraller alınarak doğal yapısı bozulmuş olan sofra tuzu tüketildiğinde vücut bunu kimyasal bir madde olarak algılamakta ve yapılan araştırmalara göre 1 gr sofra tuzunu uzaklaştırmak için vücudumuz 23 katı yani 23 gr suya ihtiyaç duymaktadır.

Basit bir kimyasal bileşik olan sodyum klorür (NaCl), diğer adıyla yemek tuzu içeriğinde sodyum ve klor olmak üzere 84 mineral ve element, kil ve diğer yabancı maddeler bulunur.Deniz ve Göl sularından elde edildiği gibi toprak altında kaya tuzları da bulunur.

Zengin mineralleri içeren deniz tuzunun rengi, tanecik boyutu ve özellikte tadı sofra tuzundan çok farklıdır. Bu yüzdendir ki tüm dünyada gurme ve şefler deniz tuzunun tüketilmesini tavsiye etmektedirler. Çünkü deniz tuzu yemekleri çok daha lezzetli ve sağlıklı yapmaktadır.

Ülkemizde çok kullanılmamakla birlikte (zira sadece bir üretici firmamız var) Avrupa’da Altın Suyu diye tabir edilen sıvı formundaki tuz kullanımı yakında toz, kristal formun yerini alacak gibi gözüküyor. Yerin 1000-2000 metre altından çıkarılmaktadır. Sprey ve şişe yemeklik sıvı tuz mineral ve lezzet farklığı, ağır metal içermemesi ve hiçbir işlem görmeden yani rafine edilmeden, koruyucu ilave edilmeden doğal olarak dolumu yapıldığı için öne çıkıyor.

Aksaray Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Harita Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Semih Ekercin, kuraklık tehdidiyle yok olma noktasına gelen Tuz Gölü’nün son yıllardaki yağışlarla birlikte toparlanma sürecine girdiğini söyledi. Tuz Gölü’nde açılması planlanan 10 adet yeni tuzla alanının milyonlarca ton taş ve toprakla gölü ikiye böleceği ve kurumasını hızlandıracağı bildirdi.

Maalesef deniz ve gölleri kirlettiğimiz gibi milyonlarca yıl önce oluşmuş toprak altındaki kaya tuzlarını da kirletiyoruz. Atık suların denizlere boşaltılması ve çevre kirliliklerinin de akarsularla denize ve göllere ulaşması sonucunda denizlerimiz MUSİLAJ (Deniz Salyası kirlenmesi) ile ilk tepkileri vermeye başladı.

Üstelik bunları devlet eliyle yapmak çok daha üzücü, ayrıca belediyelerimiz sanayi, kimyasal atıklarında buralara ulaşmasına göz yumuyor (Bir Devlet Hastanesinin kanalizasyonu ve tıbbi atıklarının nehir akmasına 4 yıl gibi seyirci kalmak çok üzücü ve korkunç). Yanlış çevre politikaları yüzünden Tuz’umuz kokmaya başladı.

Kirlilik kaynakları başlıca 4 bölümde toplanmaktadır. Bunlar:

  • Evsel ve kanalizasyon atıkları
  • Sanayi kuruluşlarının atıkları
  • Pestisitler (zirai ve Tarım ilaçları)
  • Madencilik faaliyetlerinden kaynaklanan kirlenme

Bunlara “DUR” diyemezsek en önemli besin kaynaklarımızdan Tuz’suz, Tatsız bir hayat bizi bekliyor demektir.  Sadece TUZ’ umuz değil aynı zamanda Sularımızda bu kirlilikten nasibini alıyor.

Doğa bizi anlamamız için alarm veriyor. “TUZ KOKMAYA BAŞLADI” önlem alın.

Bir de Çin Tuzu meselemiz var (kısa adı MSG: mono sodyum glutamat) glutamik asit olarak da bilinen bir aminoasidin tuzudur. Hazır gıdaların çoğuna lezzet algısını arttırmak ve bağımlılık sağlayarak çok tüketilmelerini sağlamak amaçlı katılır. Resmi Gazete ilanı ile E-621 kod numarası ile katlı maddesi olarak ülkemizde kullanımına izin verildi. Görüldüğü gibi aslında bir katkı maddesi ama tuz kadar çok kullandığından ve Çin’den daha çok ithal edildiğinden adı ÇİN TUZU. Ancak gelin görün yiyeceklere katıldığında lezzet verdiği, ancak merkezi sinir sistemini tahrip ederek Alzheimer, Parkinson, Huntington, epilepsi ve retina bozukluğu gibi hastalıklara sebep olduğu için halen tartışılıyor. Ayrıca GİMDES Başkanı Dr. Hüseyin Kâmi Büyüközer, “Pakistan’da ‘Çin tuzu’ olarak bilinen monosodyumglutamat sağlığa zararlı olduğu gerekçesiyle yasaklandığını ve GİMDES’ in helâl sertifikalandırma standardında izin vermediği zararlı katkı maddelerini kamuoyu yeni yeni fark ediyor” diyor.

Yani anlayacağınız sadece bizim değil dünyanın diğer ülkelerinde de TUZ kokmaya başladı.

KAYNAKLAR :

http://nezihmuftugil.com/tuz-olmasa-tarihin-akisi-degisirdi.html

-Endüstriyel Hammaddeler Sempozyumu 118-19 Ekim 2001, İzmir, Türkiye

Tuz Gölü’nde Oluşan Kirlenmenin Göl Üzerindeki Etkilerinin Araştırılması

  1. M. Kılıç; Çukurova Üniversitesi Müh.-Mim. Fak. Maden Müh. Bölümü 01330 Balçak, Adana
  2. Uyanık – Tekel Kaldırım Tuzlası, Ş. Koçhisar, Ankara

https://tr.wikipedia.org/wiki/Yemek_tuzu

https://www.binbirgida.com/tuz/tuz-nedir

https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/tuz-golu-tehdit-altinda-267044

https://www.hurriyet.com.tr/aile/yazarlar/melin-kahraman/bebekleri-tuzlama-gelenegi-olume-davetiye-cikariyor-428225

http://www.drsalt.net/hakkinda.html

2,190 total views, 11 views today

M.Baki Asutay

M.Baki Asutay

Yazar @ Hijyen Grup
Uzun yıllardır Gıda Hijyeni üzerine çalışmalar yapmakta olup Hijyen Group Genel Koordinatörlüğünü yürütmektedir.
M.Baki Asutay

Son Yazıları | M.Baki Asutay (Tümünü Gör)

Paylaş :

Comment here