Ziraat Yüksek Mühendisi
Bilimsel Tavukçuluk Derneği
(WPSA Türkiye Şubesi)
Yönetim Kurulu Üyesi
Yazmakla bitmeyen
Yaz aylarına girdiğimizden beri içimde büyüyen bir endişe var ki bir türlü ondan kurtulamıyorum. Sonbahar, kış hatta ilkbahar aylarında da bu endişeyi yüreğimde taşıdım durdum. İtiraf etmeliyim ki gizli veya aşikâr on yılı aşkın bir süredirbu endişeyle huzursuz yaşıyorum. Bende saplantı halini alan bu korkunun adı KURAKLIK, soyadı ise Ç Ö L L E Ş M E. Orta Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’nun büyük bir kısmında yıllardır devam eden kuraklığın çölleşmeyedönüşmekte olduğu aklımdan çıkmıyor. Kuraklığa karşı güçsüz ve yetersiz olduğumuzu görmek çaresizliğimi artırıyor.Mevcut su kaynaklarımızı korumak, yağmurların her damlasını depolamak, arıtmasız atık su bırakmamak gibi hayaller kuruyorum.
Vücudumuzun ortalama %55’i sudan ibaret olduğu için mi bu endişeyi içimden atamıyorum. Dünyamızın %71’inin suyla kaplı olduğunu bilsem de rahatlayamıyorum. Çünkü, küresel ısınma, yaygınlaşan çölleşme, hemen her sene yaşanan kuraklık, artan nüfus, savurganca tüketim ve artarak devam eden kirlenme gibi nedenlerle dünyamızda su sarfı hızla artarken, diğer yandan da kullanılamaz hale gelmektedir. Ayrıca,Dünyamızdaki toplam suyun %96’dan fazlası tuzlu denizlerden oluşmaktadır. Tatlı suyun %3 kadarı kutuplarda ve buzullarda donmuş vaziyette beklemektedir. Geri kalan %1 tatlı su içme, kullanma, sulama, sanayi ve tarımsal üretim ve benzer amaçlarla kullanılmak üzere nehirlerde, göllerde, bulutlarda ve yeraltında bulunmaktadır. Yeraltı suları tatlı yüzey sularının 100 katı olmasına rağmen büyük bölümü acı su olarak yüzeyden çok derinlere yerleşmiştir.
Dünyada mevcut su miktarının sadece binde yirmi beşi (%0,0 25) kullanabileceğimiz özelliktedir. Günlük su ihtiyacımızın çok büyük kısmı nehir ve göllerden karşılanmaktadır. Dünya nüfusu arttıkça su tüketimi ve su kaynaklarının kirletilerek kullanılamaz hale getirilmesi de artmaktadır.
Oysa gezegenimizdeki mevcut su kaynaklarıeşit dağılsa yılda 12 milyar nüfusu besleyecek kapasiteye sahiptir. Ancak,8 milyar olarak kabul ettiğimiz dünya nüfusunun ne acıdır ki 2 milyar kadarı sağlıklı içme ve kullanma suyuna erişimde zorluk çekmektedir.Suya ulaşılamayan yerde açlık ve hastalık kaçınılmazdır. Başka bir deyişle dünyada yaşayan her 4 kişiden biri hem susuz hem de açtır.
Dünyada su tüketimi 1900 yılına oranla 10 kat artmıştır. 1950 yılında kişi başına düşen su miktarı 16.800 m3 iken 2000 yılında bu miktar 7.300 m3 seviyesine gerilemiştir. 2025 yılında 4.800 m3 düzeyine düşmesi beklenmektedir. Bu düşüşün ana nedeni, Dünya nüfus artışının yanında su kaynaklarının giderek büyük bir hızla kirlenmesidir. Ne acıdır ki, günümüzde kullanılabilir durumda olan birçok tatlı su kaynağı 2025 yılında kirlenme nedeniyle kullanılamaz hale gelecektir. Gelecek 30 yıl içinde su stresi içinde bulunan ülkelerin sayısının 6 kat artacağı tahmin edilmektedir.
Dünya genelindeki su ile ilgili durumu özetledikten sonra şimdi biraz da Türkiye’nin su durumuna değinelim. Ülkemizde suyun %72’si tarımda, %18’i evlerde ve %10’u da sanayide kullanılmaktadır.
Bireysel olarak günde 2-3 litre içme suyu tüketiyoruz. Sebze, meyve yıkamada 5-10 litre, banyoda 120-180 litre, tuvalet sifonunda 9 litre, el yıkama 3 litre, çamaşır yıkama 40-100 litre gibi miktarlarda kullanma suyu tüketimi normal kabul ediliyor. Asıl bunların yanında günlük yediğimiz gıdaların üretilmesi için dolaylı olarak 2.000-3.000 litre su harcandığı (su ayak izi) hesaplanmaktadır. Günlük yemek ihtiyacımızın karşılanabilmesi için bir günde içtiğimiz suyun bin katının harcanması gerektiğini hiç aklınıza getirmiş miydiniz?…
Dahası da var!..Hayvansal gıda ağırlıklı beslenen her insan bir günde ortalama olarak doğrudan ve besinler aracılığı ile kendi ağırlığının 100 katı kadar su tüketmiş oluyor. Bu hesaba göre, 70 kg’lık bir insanın bir günde doğrudan ve dolaylı olarak tüketmiş olduğu su 7 tona ulaşmaktadır.
Hemen hemen dünyanın her yerinde mevcut suyun ortalama %70’i tarımda kullanılır. Tarımsal sulama hem ürün miktarının artmasına, hem de çok çeşitli ürünün yetiştirilmesine olanak sağladığı için çok önemlidir. Son yıllarda küresel olarak yaşanan iklim değişiklikleri nedeniyle yağışların zamanı ve miktarı alışılmışın dışına çıkmış, kısacası alışılagelmiş normal düzen bozulmuştur. Tarım ürünü yetiştirmede düzensiz yağışların yarattığı olumsuzlukları gidermek için kullanılan su miktarı ve sulama ihtiyacı her yıl giderek artmaktadır.Bu durumda su tasarrufundan söz edilecek ise en başta tarımsal sulama konusunda alınacak tedbirler gündeme gelmelidir. Örneğin;
– Salma (vahşi) sulama yerine, suyun en verimli ve ekonomik şekilde kullanılmasını sağlayacak etkin ve modern sulama sistemlerinin uygulanması, buna uygun sulama yapılarının tesisi,
– Bitkilerin dönemsel su gereksinimleri ve su kaynağının kapasitesi dikkate alınarak uygun ürün çeşitlerinin seçilerek planlı üretim yapılması,
– Su kaynaklarının ve sulama tesislerinin akılcı ve planlı olarak yönetilmesi,
Gibi tedbirler öncelikle uygulanmalıdır.
Su kaynaklarına sahip çıkmak için o kadar çok sebep ve tedbir var ki burada bunları tek tek saymak mümkün değil. Herkes benim gibi içinde benzer endişeler taşıyor ve bu endişenin her geçen yıl daha büyüdüğünü hissediyorolabilir. Bu endişeleri taşıyanlar herkese örnek olacak şekilde su kullanımına dikkat etmeli, kendi çapında suyu verimli kullanmak ve israf etmemek suretiyle üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir. Bireysel olarak suyu kullanırken veya tüketirken israf etmemeye dikkat etmiyorsak, tarımda ve sanayide harcanan suyun miktarınıeleştirmemiz doğru bir davranış olamaz. Tarımcı ve sanayiciler de benzer endişeleri taşımıyor ve daha az su harcayarak, çevreyi kirletmeden üretim yapmanın birçok yolu olduğunu bilmiyor olamazlar. Bu endişeyi yüreğinde duymayan, su kullanım kurallarına duyarsız davranan, yeterli arıtma yapmadan kirli atık suları sorumsuzca doğaya salan tüm iş adamları ve sorumluluk taşıyanlar en ağır şekilde cezalandırılmalı, gözünün yaşına bakılmadan üretimden men edilmelidir.
Kuraklık ve çölleşme nedeniyle akarsu, göl ve yeraltı sularının kurumaya yüz tuttuğu endişe verici yıllar geçiriyoruz.Çevreyi ve su kaynaklarını herkes korumalıdır. Yağmur sularını kanalizasyondan kurtarıp ayrı toplama hatları vasıtasıyla biriktirecek ve kullanıma sunacaktesisler her il ve ilçede yapılmalıdır. Atık sular arıtılmadan çevreye salınmamalıdır. Daha da geç olmadan insanlık su kaynaklarına ve suya gereken saygıyı göstermelidir.
| YAZMAKLA BİTMEYEN
TAVUK ETİ VE YUMURTA ÜRETİMİ KONUSUNDA ASILSIZ İDDİALAR
Sanayi ürünü gıdalarla ilgili olarak ileri sürülen asılsız iddiaların ardı ve arkasının kesilmeyeceğine inananlardan biriyim. Aynı zamanda, bu tür iddiaların hem gıda sanayiine hem de insanların beslenmesine yaptığı olumsuz etkileri en aza indirmek için mücadelenin yılmadan yapılması gereğine inanan ve yıllardır bu yolda emek harcayan biriyim. Uzun ve bezdirici bu yolda nelerle karşılaştığımı yazmak niyetinde değilim. Ama, yalan ve asılsız iddialar karşısında sessiz kalmayı da doğru bulmuyorum. Konunun uzmanı olmadığı halde her konuda ahkam kesen, dikkat çekmekmedyatik olmak hevesiyle kafa karıştırıcı açıklamalarda bulunan tanınmış veya tanınmaya çalışan bu insanların, yetkili uzmanlar tarafından bilimsel gerçeklere dayanılarak mutlaka yanıtlanması gerektiğine inanıyorum. İşte bu tür zararlı yayınlarla mücadele etmek amacıyla,benimde yönetim kurulunda görevli olduğum WPSA Türkiye Şubesi Bilimsel Tavukçuluk Derneği2024 yılının Kasım ayında İnternette bir kanal açtı. youtube.com/@WorldPoultryScienceAssocTR Yukardaki lingden ulaşabileceğiniz bu kanalda tavuk eti ve yumurta konusunda medyada yer alan asılsız iddialara yetkili ve uzman kişiler tarafından verilen cevapları bulabileceksiniz. Başlangıcından bu güne kadar geçen 6 ayda kanalımızda 7 adet video yayına girmiş olup, ilerleyen günlerde tüm iddialara verilen bilimsel yanıtların yer alacağı videolar hazırlandıkça bilginize sunulacaktır. Bu kanala abonelik ücretsizdir. Bilginize. Y.C. |
- ACI KAYBIMIZ - Eylül 27, 2025
- Planlama ve organizasyon yeteneği…. - Ağustos 27, 2025
- Menü Planlaması… - Ağustos 27, 2025




Comment here