Yazarlar

Hijyen savaşçıları

Tabii ki savaşlara, öldürmeye, yok etmeye karşıyız, ama bu farklı bir savaş. Temizlik, dezenfeksiyon ve sağlık için verilen bir mücadele. Üstelik gözümüzle göremediğimiz düşmanlarla savaşıyoruz. Virüsler, bakteriler, küf ve mayalar artık daha da güçlüler. The Economist’ de ki bir ekip tarafından yapılan analize göre, dünyada Covid-19’dan hayatını kaybedenlerin sayısının 14 milyon ile 23,5 milyon arasında olduğu tahmin ediliyor.

Hijyen Savaşçısı olarak ilk aklınıza gelen sabah akşam demeden sokaklarımızı, caddelerimizi, parkları, meydanları, mahallemizi, yaşadığımız kentteki tüm yerleri temizleyen temizlik ekipleri veya hastanelerimizdeki hemşireler, hastabakıcılar, doktorlar olmasın.

Evimizi, çalışma yerlerimizi, bindiğimiz araçları, okulları, hastaneleri, gezip dolaştığımız kapalı alanları daha onlarca yeri temizleyen ve dezenfekte eden binlerce Hijyen Savaşçısı, gönüllüsü var.

Her işte olduğu gibi bu işte aileden başlıyor. Hijyen savaşçıları da en önemli uygulamaları annelerinden, babalarından, büyüklerinden öğreniyor. Ailede el, yüz yıkama ile başlayan temel öğreti tuvalet kültürüne kadar gidiyor. Ellerin iyi yıkanmaması sebebiyle E. Coli (İnsan ve hayvan kaynaklı dışkı) tespit edildiği için birçok ihracat gıda maddesi gümrüklerde kontrolde reddedilerek geri çevriliyor!

Yaşadığımız Pandemi bize birçok şeyi öğretti. Her ne kadar unutmuş olsak da yaşadığımız ve çalıştığımız yerlerin temiz ve hijyenik olması hepimiz açısından ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Önümüzde yaz mevsimi var. Artan sıcaklıklarla temiz olmayan yerlerdeki kokular hepimizi rahatsız edecek. Umarım bu yazda su sıkıntısı çekmeyiz. Sadece belediye ve devlet görevlilerine sorumluluk düşmüyor, bizler de birey olarak katkıda bulunmalıyız.

Doğayı öylesine kirletiyoruz ki denizlerde müsilajdan balık ölümleri, havada ozon tabakasının delinmesinden dolayı ve sonucunda küresel ısınmadan insan ve hayvan ölümleri, karalarda ise her taraf beton yığını ve kimyasal atıklardan çevremiz imdat çığlıkları atıyor. Ormanları, yeşil alanları yok ediyoruz. Nefes almakta bile zorlanmaya başladık.

Savaşlar… İnsan oğlunun bitmez tükenmez hırsları yüzünden sona mı yaklaşıyoruz acaba?

Biz bunlara izin verdiğimiz sürece zararlı (patojen) mikroorganizmalar insan, hayvan ve bitkilerde ölüm ve hasarlara, hastalıklara yol açmakta. Günümüzde biyolojik savaş kapsamında kabul edilen bu hastalık yapıcı veya öldürücü bu ajanlar biyolojik olarak insanlar tarafından da üretilerek artık terörist gruplar ve devletler tarafından da bir tehdit unsuru olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Bu ajanlar üç bölümde incelenebilir:

Hastalık, kapasitede azalma, ölüm ve vb. ile insanları etkileyenler. Örneğin protozoa, bakteri, virüs, bakteri toksini, riketsiya gibi.

İnsanlarla yakın ilişkide bulunan yabani ve evcil hayvanları etkileyerek bunların enfeksiyon yaymasına neden olanlar. Örneğin veba, kuduz, antraks, brucella, leptospirozis, şarbon gibi.

Ziraat ürünleri ve araçlarını etkileyerek dolaylı olarak insana zarar verenler. Örneğin bitki, hormonlar, virüs, böcekler, bakteri gibi.

Biyolojik ajanlar kimyasal ajanlardan daha fazla öldürücü olma potansiyeline sahiptirler. Çünkü tabiatta bulunurlar, kolaylıkla temin edilebilme ve üretilebilme özellikleri vardır.

Komplo teorisyenlerine göre dünyada insan ve hayvan nüfusunu azaltmak için pandemiler, orman yangınları, uçaklardan spreylenen zararlı kimyasallar hep insanlar tarafından yapılıyor.

Biyolojik savaşı bir kenara bırakıp, biz günümüzdeki sektörde çalışan arkadaşlarımızın yani Hijyen Savaşçılarının durumuna bir göz atalım.

Büyük işletmelerde üretim sonrası çalışan personel ön, kaba temizlik işini yaptıktan sonra esas temizlik ve dezenfeksiyondan sorumlu ekip tarafından bütün proses hatları en ince ayrıntısına kadar elden geçirilir. Kritik noktalardan swaplar alınarak testler yapılır.

Maalesef küçük işletmelerde ise bu iş bizzat o proses hattında çalışan personel tarafından yapılmaktadır. Durum böyle olunca sabahtan akşama kadar ayakta çalışmaktan, koşuşturmaktan yorgun düşmüş personel üstün körü bir temizlik ve dezenfeksiyon yapabilir, aklında akşam eve ne alacağı düşüncesiyle bir an önce servisine yetişmeye çalışır (oda varsa tabii). Toplu taşımda oturabilecek yer bulmayı umut eder (işini doğru yapan savaşçıları tenzih ediyorum ve onlara teşekkür ediyoruz).

Durum böyle olunca aslında temizlerken farkında olmadan kirletiyor olabilirler de. Oysaki gıda ve sağlık sektöründe en önemli konulardan biri temizlik ve dezenfeksiyonu yapacak olan Hijyen Savaşçısı personelin eğitimidir. Kullanılacak olan kimyasalların nasıl ve ne oranda kullanılacağını, yüzeylerin, alet-ekipmanların, hava ve ortamlar için nasıl uygulanacağını öğretmemiz gerekir. Bizler bu savaşçılara mikroplarla nasıl savaşacaklarını öğretmezsek, onlara gerekli donanım ve alet-ekipman, araç-gereç sağlamazsak, bu savaşı baştan kaybetmiş oluruz. Hijyen Eğitimlerinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlatmak isterim. Ayrıca bu konuda ne kadar yetersiz kaldığımızı eleştirenlerdenim.

Gıda sektöründeki bir bulaşma yüzünden yüzlerce kişi hastalanıp ölebilme riski olduğu gibi sağlık sektöründe de ameliyathane veya ortamdan bulaşacak hastane mikropları yüzünden aynı durumla karşı karşıya kalabiliriz.

Genelde angarya olarak görülen bu iş, kıdemli personel, kıdemsiz personele “çabuk şurayı temizle, şu çöpü dök” gibi talimatlar verirken, bunun sonuçlarını bazen kestiremez. Beyaz yakalı arkadaşlar da günün raporunu hazırlama derdinde kontrolü göz ardı edebilir.

Oysaki Hijyen Savaşçıları hem bu iş için yetiştirilmiş hem de bu işin ciddiyetini kavramış olmalıdırlar. Günün sonunda herkes evine gidip dinlenirken iyi temizlik ve dezenfeksiyon yapılmamış işletmelerde mikropların ve haşerelerin mesai saati başlar. Onlar da bu yaşam mücadelesinde hayatta kalmak için saklanırlar, gizlenirler, şekil değiştirirler ve çoğalırlar. (Biyofilm tabakaları, havalandırma kanalları, su kanalları, yağ tuzakları, atıklar, çöp kovalarında üremeye devam ederler).

Hijyen savaşçılarının düşmanını iyi tanıması, nerede gizlenebileceklerini bilmesi ve müdahale için hangi deterjan ve dezenfektanı hangi oranda ve nasıl kullanacağını bilmesi gerekir. En basit anlatımıyla evde çamaşır suyu ile hidroklorik asiti (tuz ruhu) daha iyi temizlik yaparım düşüncesiyle karıştıran ve zehirlenip hastanelik olan birçok olayı duymuşsunuzdur(bu iki maddeyi asla karıştırmayın!).

Her ne kadar işletmelerin temizlik ve dezenfeksiyon talimatları olsa da kontrol edilmediği sürece bu tür yanlışlıklar olmaktadır. Aceleyle birbirlerine yardım etmek isteyen personel kullanmaması gereken bir kimyasalı veya aparatı işini kolaylaştırmak için kullanabilir.

Bazen karşılaştığımız bazı arkadaşlar, x marka bir ürünün çok daha iyi temizlik yaptığını, kiri, yağı çok kolay çıkardığını, bizim ürettiğimiz ürün için ise zorlandıklarını ifade ettiklerinde kullandıkları ürünü kontrol ettiğimizde hem gıda sektörü için uygun olmadığı gibi hem de insan ve çevre sağlığı için çok zararlı kimyasallarla karşılaşabiliyoruz(zift ve asfalt sökücü, kanserojen bir kimyasalın gıda sektöründe kir ve yağ çözücü olarak kullanıldığına şahit olanlardanım).

Sağlıklı insanlar, gıdalar ve ürünler üretmek, çevreye duyarlı olmak için Hijyen Savaşçılarına sahip çıkın, destek verin. Yoksa bu savaşı baştan kaybeder, işletmenizin ürün kalitesini bozar ve işletmenizin prestij ve müşteri kaybına neden olursunuz.

KAYNAKLAR

http://bilheal.bilkent.edu.tr/aykonu/Ay2003/march03/biyolojiksilahlar.htm

M.B. ASUTAY -CATERING GUIDE DERGİSİ Yıl 15 , sayı : 81,   NİSAN 2019  ,”Hijyen eğitimleri yeterli oluyor mu? “sayfa 26

 

Loading

M.Baki Asutay
Latest posts by M.Baki Asutay (see all)
Paylaş :

Comment here