Yazarlar

Öldüren 18,5 TL. Yaşatan kaç para?

Öldüren 18,5 TL. Yaşatan kaç para?

Yeni yıla girdik. Her yıl olduğu gibi yeni ümitler… Ne hikmetse, her yıl bir öncekinden biraz daha zor. Yaş ilerlediği için bana mı öyle geliyor yoksa?

Sağ olsunlar… Devletimizin fiyat istikrarından sorumlu kurumu Merkez Bankası geçtiğimiz 2020 yılına dair enflasyon hedefini, yılın başında % 8,2 olarak açıkladı. Biz de bunu esas aldık. Araya pandemi girdi. Buna da “eyvallah” dedik. Yılın son çeyreğinde hedef % 50 sapmayla, % 12,1’e yükseldi.

Tüm bu hesaplamalara rağmen Tüketici Fiyatları yılı % 14,6 artışla tamamladı. Peki, biz üretici olarak bizdeki maliyet artışı ne oldu? Gıdada % 24,9, genel artış % 25,2… Bitti mi? Hayır bitmedi. Yılbaşından sonra sadece süt ürünlerine gelen artış % 25, tavuk artmaya devam ediyor.

Bireysel olarak ya da kurumları adına, insanlar marketlerden alış-veriş yapıyorlar. Kasaya gelindiğinde, kasiyer ne söylerse ödeniyor. Belki içten, belki dışa vurarak söylendiğimiz oluyor. Ama hepsi bu… Sonra tekrar tekrar aynı marketlere gidiliyor. Aynı ürünlere yine zamlar geliyor. Ama yine alış-veriş devam…

Maliyet % 25 artmış ve artmaya devam ediyor. İçlerinde meslektaşlarımızın da bulunduğu üretici firmalar, müşterilerine maliyetteki artışları gerekçe göstererek zam yazıları gönderiyor. Sonuç? Şu tarihte yemek göndermeyin…

Müşterilere kızmaya hakkımız yok. Herkes bunaldı ve bir çıkış yolu bulmaya çalışıyor. Ancak maliyetler artarken, yemek fiyatı nasıl aşağıya gelebiliyor? Asıl bunu sorgulamamız gerekiyor. Bunun bir kısmı içimizden. Ama önemli bir kısmı da dışarıda…

Kıyıda köşedeki lokantalar, büfeler küçük çaplı tabldot tarzı yemekler yapıp, kendi işletmelerindeki küçük alanlarda verirlerken, diğer taraftan da paket servisi yapan diğer işletmeler vardı. Pandemi yasaklarıyla birlikte herkes paketçi oldu. 4 Bin lirayı veren herkes, birer kapatma makinası aldı. Çorba, ana yemek, pilavı kapattın mı tamam… Alsana tabldot yemek…

Yıllardan beri söylüyorum. Toplu yemek firmalarının hazırladığı yemekler dışında, hazır taze yemeğin mevzuatımızda bir karşılığı yok. Yemek fabrikası haricinde herhangi bir yer, müşterilerine (Seri halde tüketilmeye hazır üretip, paketlediği, Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği’ne göre etiketlediği ve raf ömrüne sahip yiyecekler müstesna) yemek götüremez.

Bize diyorlar ki; “siz yemek fabrikasısınız, mühendis çalıştıracaksınız, soğuk depolarınız ayrı ayrı, kuru kumanya odalarınız ayrı, kimyasal depolarınız, hazırlık ve işleme alanlarınız ayrı, pişirme ve bulaşık alanlarınız ayrı, ürün yıkama ve el yıkama lavabolarınız ayrı, personel soyunma odalarınız ve tuvaletleriniz ayrı planlanacak, personel soyunma odaları ve tuvaletler doğrudan üretime açılmayacak, zemin ve duvarlar kolay temizlenebilir malzemeyle kaplanacak, yeterli miktarda içme suyu bulunacak, havalandırma olacak, dış cepheye açılan pencerelerde sineklik olacak, personelinizin ağzı, burnu ve makat bölgesinden sürüntü alınacak, akciğer filmi çektirecek, hijyen belgesi alacak, araçlarınızda K2 belgesi, sürücülerinizde SRC belgesi olacak, atık yağlar için kayıt olacaksınız, buzdolapların sıcaklıklarını kontrol altında tutacaksınız, pişirme ekipmanlarınızın üzerinde davlumbaz, davlumbazların içinde yangın söndürme sistemi olacak…”Eyvallah. Bunların hiçbirinde bir sıkıntımız yok. Zaten hijyen ve sağlıklı gıda üretimi de böyle olur. Ama…

İşin bir de “aması” var. Yemek fabrikasına böyle diyen ve buna göre denetim yapan Tarım Bakanlığı, sanayide minicik dükkânda, sokak arası büfede, lokantada, apartmanın altında hiçbir norma uymadan 3 çeşit yemek yapan ve kapatma makinasıyla yapıştırıp, gönderene ses çıkarmıyor.

Biraz insaf lütfen… Yemek fabrikasındaki üretim ile yukarıdakilerin ürettiği yemeğin gıda güvenliği mukayese edilebilir mi? Kalitesi mukayese edilebilir mi? Maliyeti mukayese edilebilir mi? Koskoca bir sektör denetimsizlik ve düşük fiyat uğruna eriyor.

Bir de yemek alımı yapan işverenlere seslenmek istiyorum. Bizler toplu yemek üreticileri olarak, işyerlerinizde verim sağlamaları için personelinize normlara uygun, güvenilir, sağlıklı, dengeli yemekler hazırlamaya çalışan işletmeleriz. Sizlere bir gün değil, yılın 365 günü kesintisiz hizmet veririz. “Ustam gelmedi, malzeme alamadım” gibi bahanelerimiz hiç olmaz. Aksine kurumlarınızdan gelen her türlü Ruhsat, Kayıt Belgesi, Mühendis Diploması, ISO Belgesi, Hijyen Belgesi, Sağlık Raporu gibi yasal ve akreditasyon belgesi taleplerini anında sunar,  kalitemizi ve normlarımızı da belgeleriz. Amacımız çalışanlarınızı beslemek, sağlık içinde kalabilmelerini ve işinizin devamını sağlamaktır. Dolayısıyla iyi yemek yaşatır.

İnsanların ölümüne yol açtığı kanıtlanmış sigaranın bir paketinin fiyatı, 2021 yılı başı itibariyle 14-18,5 TL. arasında değişmektedir. İnsanları öldüren bir nesne için günde en az bu kadar para ödenirken, insanları yaşatmak için verilen yemeğin fiyatı ne olmalıdır?

 

 

 

 

1,148 total views, 14 views today

Engin Güner

Engin Güner

Başyazar @ Tama Mutfak
Toplu yemek ve Catering alanında faaliyet gösteren TAMA Mutfak’ın sahibi.40 yıldır sektörün içinde bulunan Engin Güner İYSAD (İstanbul Yemek Sanayicileri Derneği) Başkanlığını yapmıştır.
Engin Güner

Son Yazıları | Engin Güner (Tümünü Gör)

Paylaş :

Comment here